Afyon Kocatepe Üniversitesinden Prof. Dr. İbrahim Tiryakioğlu ve Doç. Dr. Halil İbrahim Solak’ın da aralarında yer aldığı araştırmacı ekibi, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun (KAFZ) orta kesimindeki kabuk deformasyonunu, gerilim birikimini ve deprem tekrarlama periyotlarını hassas GNSS (Küresel Seyir Uydu Sistemleri) verileriyle inceledi. Uzaktan algılama ve jeodezi alanının prestijli yayınlarından Remote Sensing dergisinde yayımlanan çalışma, bölgenin deprem tehlike potansiyeline ilişkin kritik bulgular sundu.

Yaklaşık 24 yıllık GNSS gözlem verilerine dayanan araştırma; tektonik deformasyonun sadece KAFZ’ın ana kolu üzerinde toplanmadığını, bölgedeki kollara ve yan fay sistemlerine de dağıldığını ortaya koydu. Elde edilen veriler; ana fayın yanı sıra Merzifon-Esençay, Ezinepazarı, Sungurlu, Eldivan ve Ekinveren gibi yan fay sistemlerinde de belirgin gerinim birikiminin devam ettiğini ve bu yapıların bölgesel deprem riskinde aktif rol oynadığını gösteriyor.

Geçmiş deprem kayıtları ve jeodezik verilerin birlikte değerlendirildiği modellemelerde, Merzifon-Esençay Fay Zonu’nun özellikle orta ve doğu segmentlerinde yüksek miktarda gerinim biriktiği tespit edildi. Araştırmada, Esençay segmentinde en son büyük yüzey kırığı oluşturan depremin yaklaşık 3 bin 700 yıl önce meydana geldiği hatırlatılarak, bu hattın 7.3 ila 7.5 büyüklüğünde bir deprem üretebilecek potansiyel bir sismik boşluk niteliği taşıyabileceğine dikkat çekildi. Çalışma, parçalı fay sistemlerindeki kilitlenme ve gerinim transferlerinin doğru anlaşılmasının, Amasya, Tokat, Çorum ve Samsun gibi yoğun nüfuslu yerleşim yerlerindeki deprem risk azaltma stratejileri açısından hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.

DOİ: 10.3390/rs18132070

04 Ağustos 2026, Salı 20 kez görüntülendi